Yurtdışı Eğitim Tel: 0 212 543 58 06 yurtdışı eğitim danışmanlığı Whatsapp: 0 535 712 07 90

work and travel ekşi

work-and-travel-eksi

Bir çoğumuzun günden en az 1-2 kez ‘ acaba b konuda ne yazılmış ‘ diye kontrol ettiği Ekşi Sözlük’ work and travel hakkında girilen birçok entry var. Bu entrleri incelemeniz de tabi ki fayda. Bazıları oldukça abartılı dilde yazılmış olsa da fikir edinmek adına göz atılmalı.

İşte work and travel ekşi şekli ile google’da arattığınız da karşınıza çıkacak , ekşi sözlük yazarlarının gözünden work and travel…

 

  • bu yaz katıldığım ve tekrar yapmayı düşündüğüm program.

    eğer gerçekten yapmayı düşüyorsanız iyi bir şirketle gidin ki yazınız zehir olmasın. evet ucuz değil hatta bildiğin pahalı. ama yapmak istiyorsan o paraya kıy kardeşim ki işlerin tıkır tıkır yürüsün ve garanti olsun.

    burada çok harcaman olur tamam ama git orada çok çalış çıkar o parayı. bahşişli adam gibi bir iş bulursan kârlı bile dönersin.

    ben mi ne yaptım? iyi şirkete çok para ödedim. aşırı çalışmadım ama çok çalıştım yani. gezdim mi? dibine kadar. para getirdim mi? harcamalarımın haricinde yanıma aldığım cep harçlığına göre ekside döndüm.

    peki genele bakarsam memnun muyum? kesinlikle.

    tavsiye ediyor muyum? evet fırsatınız varsa mutlaka yapın bu zamanı bir daha bulamazsınız. harika bir şey.

    #46026293 29.09.2014 22:24dedi ne haber dedim umut verme
     
  • üniversite öğrencilerine yaz döneminde amerika’da hem çalışıp hem gezme imkanı tanıyan uluslararası kültürel değişim programıdır. ingilizcemi geliştirip gezip eğlenmek amacıyla önümüzdeki yaz gitmeyi düşündüğümdür. kime sorsam sandığın kadar toz pembe değil diye gözümü korkutsalar da merakımı yenemiyorum. umarım düşündüğüm gibi olur ve sorunlarla karşılaşmam.

    amerika’da birinci ay editi: gerçekten de toz pembe değilmiş arkadaşlar. uçaktan indiginiz anda bambaşka bir ülkede tek başınasınız ve hiç kimsenin umrunda değilsiniz. kendi başınızın çaresine bakmak zorundasınız.

    gitmeden önce şöyle olur böyle olur diye düşündüğünüz bir çok sey aslında düşündüğünüz gibi olmuyor. şahsen ben amerika’da ki küçük türkiye’ye gelmiş gibiyim. kaldığım yerin yakınlarında bir türk cafesi ve bir kumpirci var. üstüne birde yaklaşık 20 türkle aynı ortamda çalışıyorum. hal böyle olunca ingilizce konuşacak adam bulmak zorlaşıyor tabii. siz siz olun gideceğiniz yeri önceden iyi araştırın.

    #46088921 02.10.2014 22:00 ~ 23.07.2015 05:27cok testisli adam
     
  • 2015 yazında dünyanın ilk ulusal parkı dedikleri yellowstone national park’ta bisonlar, ayılar, sincaplar, geyikler ile birlikte yaptığım program.

    iyi ki gitmişim diyorum ama bir daha gider misin deseler gitmem. gitmeyen herkese de öneririm. 20li yaşlarda amerika’yı görmek kaçırılmaması gereken bir fırsat. o filimlerde gördüğünüz ülkenin nasıl bir ülke olduğunu yaşayarak görünce anlıyorsunuz. onlarca şeyden bahsedebilirim burada ama onları yaşamadan anlama şansınız yok. o yüzden imkanı olan herkesin gitmesi gerektiğini düşünüyorum.

    bir tek tavsiyem var o da kesinlikle ve kesinlikle tek başınıza gidin. korkmayın. ülkenizde evinizden dışarı çıktığınız andan daha güvenli olacaksınız amerika’ya ayak bastığınızda.

    yardım isteyen olursa yeşillendirsin yeter. özellikle gidip gitmemek arasında kararsız kalanlar yazabilir. itina ile ikna edebilirim.

    #57605151 09.01.2016 21:37limxona

  • acenta seçimini çok iyi yapın, acentanın her lafına inanmayın. ne olursa olsun, en azından 8-10 günlük masrafınızı karşılayacak parayı yanınızda götürün.

    yıllar önce benim bulduğum acenta “deniz, kum, güneş. harika bi yere gidiyorsun. tam bir tatil kasabası” diye beni maryland’in kuş uçmaz, kervan geçmez bi yerine yollamıştı. ormanın içinde, kapısının kilidi olmayan bi ev ve evin yanında ufacık bi market. internet yok, telefon çekmiyor, pencereyi açıp bakıyorsun zifiri karanlık. benden başka çalışan yabancı yok. ilk gece benimle kalan bi kadın vardı, hafif manyakmış. zararsızdır dediler. gece kendi kendine konuşup kahkaha atıyor falan. bi sonraki gün onu da işten çıkardılar, tek başıma kalmaya başladım. kaldığım yere en yakın market 14, en yakın yerleşim birimi 17 mil. gece 10’da marketi kapattıktan sonra ışık bile yok. canın sıkılsa muhabbet edecek komşu yok, tam kült amerikan korku filmi ortamı. teferruatıyla anlatsam bazılarınız gitmekten vazgeçer.

    şimdi bu dağ başında marketin ne işi var diyeceksiniz, 20 mil ötede tarihi bi ada varmış. bu çalıştığım market o adaya giderken yol üzerindeki son ihtiyaç tedarik noktası. yazın 3-4 ay çalışıyor sadece, kışın komple kapalı. 4 ay resmen kendimi inzivaya çekip ömrümde görmediğim börtü-böcek türleriyle, farelerle, kurbağalarla hayatın anlamını çözmeye çalıştım. “gezer tozarız” diye geldiğim amerika’da odun kırdım, yer paspasladım, çıra paketledim, traktör tamir ettim. patronum(yahudiydi) dini ritüellerinden ötürü 10 gün çalışamadı, o sürede muhasebeyi ben tuttum. okey taşı gibi bi eleman oldum.

    allah var, patronlarım çok iyi insanlardı. (rahmetli oldular) patronun eşi kızlarından biriyle evlenip onlarla kalmamı bile teklif etti ama vahşi hayat bana pek cazip gelmedi. 3-5 kuruş biriktirip külüstür bi araba alınca herşey değişti lakin o zamana kadar geçen günleri bi ben bilirim, bi allah bilir.

    #57608292 09.01.2016 23:46 ~ 23:53schizo

  • can kurtaran olma hayaliyle gidip duvar boyattirilan arkadasim var.

    #57657922 11.01.2016 23:00cin ruhi

  • cankurtaran olarak katıldığım ve bana inanılmaz bir yaz geçirmeyi sağlamış program.

    programa katılmayıp “modern kölelik, gitmeyin, o paraya krallar gibi tatil yapılır” vb. söylemler içinde bulunan tipleri ciddiye almayın, bırakın onlar o paraya 2-3 haftalık tatillerini yapıp geri dönsünler ufku dar insanları dinlemeyin, gidin. egoistliği bırakın, bir ortadoğu & doğu avrupa ülkesinde yaşıyoruz ve ekonomimiz malum bunun farkına varın. bu bize sunulan bir fırsat. hem amerika’daki işveren hem sizin açınızdan bir win win durumu mevcut.

    amerika’da yaşamayı düşünmüyorsanız hayatınızın hiçbir evresinde daha göremeyeceğiniz çalışma sisteminin 3,5 ay boyunca tam içinde yer alın, yarım yamalak bir dille ülkenizden 8000km ötede amerikan sosyal güvenlik numarası çıkartmak için devlet dairesinde koşturun, emeğinizin karşılığını almanın tadına varın, onlarca farklı milletten insan tanıyın, çok uluslu müthiş ortamlarda bulunun. yaşlı bir dede gibi düşünmeyi bırakın, bu programa katılma şartlarına uyuyorsanız zaten gençsiniz ve biraz cesaretli olun.

    – şirket seçimi önemli. bazı şirketlerde ev, havalimanından alma gibi hizmetler yok. fakat ilk gittiğinizde sudan çıkmış balık gibisiniz ve birilerinin sizi yönlendirmesi gerekiyor. benim çalıştığım şirket havalimanında beni karşılayarak evime kadar bıraktı. evde kaldığınız kişiler yine sizler gibi farklı ülkelerden gelmiş work and travel öğrencileri. ertesi gün supervisorum arayarak çalışacağım havuza götürdü. buda yine şirketin ikinci güzelliği. normalde gidenlerden 1-2 hafta çalışmayı bekleyen, hatta gittiğinde kontenjan doldu diyerek kovulanlar var. çalışılan saate göre para kazanıldığından dolayı bir an önce işe başlamak önemli.

    – işim gayet rahattı. çalıştığım şirket bölgedeki sitelerin havuzlarını yönetiyor ve biz cankurtaranlar değişimli olarak o havuzlarda çalışıyorduk. dediğim gibi site havuzu olduğundan dolayı günde en fazla 15-20 kişi geliyor ve bir süre sonra zaten tüm site sakinlerini tanıyorsunuz, onlarda sizi tanıyor. havuz büyükse 2, daha büyükse 3 cankurtaran çalışıyorsunuz ve bu işi daha zevkli hale getiriyor tabii ki. saatlik 8$ aldığım işte, haftalık 40 saatin altına düşmedim ki zaten bu şekilde bir taahhütleri var. 40 saatten sonrası overtimea giriyor ve genellikle 50-55 saat çalıştım. yani dendiği gibi work and travel bulaşık yıkamak değildir. çok daha rahat işler mevcut. bunun dışında orada tanıştığım ve yol arkadaşı olan, florida’da şekerci dükkânında çeşitli şekerlemeler satan ve işlerinden memnun olan kızlar, hamburgercide çalışıp kendilerine araba satın alan türkler, new york’ta tanıştığım markette reyon görevlisi olarak çalışan ve tekrar gelmeyi kafaya koymuş kişiler mevcut.

    – tabii ki işinden memnun olmayanlar var. hah onların çoğu buradaki “yeea ben o paraya babalar gibi tatil yaparım” diyen vizyonsuz insanlar. mesela ev ortamı harika, ev ile işi arası çok yakın fakat düşük saatten yakınan (40-45 saat alıyordu) ve saati daha da yükselmezse çıkacağını söyleyip bir sabah işe gelmeyerek başka bir işe kaçan kişiler gördüm. onlar buraya gelip “işte sizi orada köle gibi çalıştırıyorlar” diyerek ağlayan tiplerdir. e sen bunu biliyordun zaten? amerika sana “gel koçum seni öğrenci halinde mühendis olarak işe alıyoruz” mu dedi? narsistseniz bu programa gelmeyin, pek size göre değil.

    – tek gitmekten korkmayın. arkadaşıyla birlikte gelmiş çok çok az kişi var, herkes zaten tek ve hem evde hem işte ister istemez kaynaşıyorsunuz. bana bu konuda olabilecek en kötülerinden biri geldi, ev arkadaşlarımdan pek memnun değildim hatta ilk zamanlar büyük şok içindeydik. ilk gece havalimanına nasıl geri dönebileceğimi düşündüm. fakat bir şekilde yolunu bulduk, eve sadece uyumaya geliyor bazen onu bile yapmıyorduk 🙂 artık öyle bir zaman oldu ki iş bittiğinde her akşam gidebileceğimiz 2-3 kapı vardı. birisi barbekü, birisi doğum günü partisine çağırıyor, ukraynanın bağımsızlık günü için parti düzenleniyor, partiler after partileri izliyor. evet party animal olmak için müthiş müsait bir ortam ve bu kısa dönemde hayatınızda gitmediğiniz kadar partiye gidip eğlenmediğiniz kadar eğlenebilirsiniz.

    – travel kısmı elbette güzeldi fakat en eğlenceli günler work kısmımı travel kısmımı denirse çok tereddütte kalırım. çünkü çalışırken 3 ay boyunca öyle güzel ortamımız vardı ki daha iş saatindeyken akşam neler yapacağımızın planlarını yapıyorduk.

    ekşisözlük hiç bir s… beğenmeme timinin aksine, bu programa katılmış biri olarak orada çalıştığım çoğu kişi ve ben 2016 yazı için tekrar gitme planları yapıyoruz. çünkü hayatınızda yaşayacağınız en unutulmaz günler bu kadar kısa olmamalı, gitmeye bir kere daha kesinlikle değer. elbette orada mühendis, mimar, doktor olarak çalışmıyorsunuz. bir öğrenci olarak alt kademe işlerde çalışıyorsunuz ancak ileride kesinlikle pişman olmazsınız. ben bunu da yapmıştım dersiniz, üstelik amerika’da. çalıştığının hakkını alarak, hayatınızın en özgür aynı zamanda ilk defa bu kadar sorumluluk altında yaşayarak. gitmeyenlerin boş yorumlarına aldanmayın.

    “bundan 20 yıl sonra yapmadığın şeylerden, yaptıklarından daha fazla pişmanlık duyacaksın. bu yüzden halatlarını söküp at. güvende olduğun limandan ayrıl. yelkenlerini rüzgârla doldur. araştır. hayal et. keşfet!”
    mark twain

    bilgi için yeşillendirebilirsiniz.

    #56031994 05.11.2015 07:28 ~ 14:00red dead revolution

2 Comments